Sevgi günübirlik aşk adamının sevgiyi kalbe koyandan habersiz yaşaması mı, yoksa dava adamının üzerine ateşten gömlek diye giydiği aşk odunda yanma, Allah aşkında erime elbisesi midir?
Sevgi insanımızı olgunlaştıran bir haslet mi yoksa günübirlik aşkların yaşanması mıdır?
Sevgi Kays’ı mecnun eden, keremi küle çeviren, ferhatı dağlar delisi yapan güçlü bir olguysa öyleyse Kays’ı mecnun eden nedir? Ferhat’a dağları deldiren delice kuvvet yalnız delilik emaresi mi? kerem niye delirdi de şirin için yandı kül oldu? Kül etti ortalığı. Kamber niye böyle oldu da arzuya; delice sevdalandı sonra bırakıp senin yoluna düştü Allah’ım?
İbrahim’i(a.s) od içinde yakmayan sevgi nasıl bir sevgi idi rabbim od İbrahim’i(a.s) yakmadı. Nasıl oldu da od bir gül bahçesine dönüverdi bu sevgiyle daha sonra. Hz.Yakub’u âmâ edinceye kadar ağlatan his, hz.yusufu mısıra sultan yapan güç, hz.süleymanı cihana hükümran eyleyen iktidar senin sevginden midir Allah’ım? Ya “ayı sol elime güneşi sağ elime verseler yine bu davamdan vazgeçmem.”diyen davalar sultanı hatem ül enbiya gönlümüzün efendisinin(s.a.v) sevgisi senin sevginin bir şulesi miydi cihanda? Hz. Ebu Bekir’e sıddık ismini kazandıran sevgiden başka bir şey değil de nedir. Hz Ömer’in adaleti, hz Osman’ın senin yolunda kuran okurken şahadet şerbeti içmesi, hz.alideki ilim aşkı senin sevginin terennümlerinden başka ne olabilir Allah’ım. Zindanları medrese-i yusufiyeye çevirip bir ömür boyu davasını anlatmaya çalışarak “saçlarım adedince başlarım bulunsa her gün biri kesilse yine zındıkaya boyun eğmeyecek” diyen zamanın en güzel insanı gücünü nereden alıyordu? Saymakla bitmeyen bu ulvi hasletlerin temelinde senin Vedud isminin tecellisi yatıyor Allah’ım. Zira kâinatı yaratırken sen bilinmeyi istedin de imtihan için bizleri yarattın. Önce cennet denen bostan-ı cinana sonra dünya denen zindana attın. Hep hikmet arattın. İnsana secde ettirdin meleği alayını da fırsat tanımadın şeytana; uymayın dedin. Yaratılmamıza vesile iki cihan serverinin nuruyla bize gül dünyayı gösterdin kendine abd olsun diye kulların. Ama rabbim biz kulların ayrı gayrı düştük senden, senin sevginden. Dünyevi sevgiler aldı sardı bizi. Bugün cemiyetin içine düştüğü sevgisizlik ve vefasızlık bataklığının altında senin yerine Allah’ım başlarımıza taç ettiğimiz şeyleri tabulaştırdığımız için gerçek ve hak olan sevgiden uzaklaştık. aşk-ı mecazi aşk-ı hakikiye, aşk-ı ilahiye ye galebe ettiği, üstün geldiği günden beri barışmadı insanlarımız, söndü yıldızlarımız, çekildi gözlerimizin feri, fanusu kırıldı kalplerimizin. Mıknatısın birbiriyle aynı olan uçları nasıl birbirini uzaklaştırıyorsa bizi de içimize ekilen kin ve nefret tohumları, şucu bucu yaftaları, senci benci kavgaları gibi birbirimizden koparan uç noktalar uzaklaştırdı. Kardeş sevgisiyle birbirine bağlanan insanoğlu kini nefreti filizlendirdi içinde kendi öz elleriyle de hz.peygamberimizin “aranızda selamı yayınız.” düsturunu unuttu. Ne zaman biz mecnunvari Leyla yerine Mevla’yı başımıza taç, kalbimize ilaç edersek işte o zaman sevgi neydi sorusuna cevap bulabileceğiz. Değilse daha çok bekleriz içinden kin, nefret sularının aktığı gayz dolu bu yılanlı kuyu başında. Bu yüzden bolca bizi sevgi denizinde arındırması için rabbimize el açıp yalvarmalıyız. Yarabbi kaysın seni mecnunvari arayarak bulduğu delilerden eyle. Delilikten kasıt akıl noksanlığı ise sana inanmayanların akıllıları bence delilerin ta kendileridir. Beni rablisini unutmuş delilerden değil bilakis Rabbisine doğru giden ve gitmek isteyenlerden eyle Allah’ım. Yarabbi sevgimizdeki samimiyeti ancak sen bilirsin. Eksik ve noksanlarımızı görmezden gelip bize fazlasıyla Vedud isminin hürmetine sevgi bahşet. Yarabbi beni kaysa değil seni arayan mecnuna özenen insanlardan eyle. Beni biran bile nefsimin eline bırakma. Âmin. ibrahim coşar