WWW.MUHAMMEDİHAYAT.COM. MUHAMMEDİ HAYAT - Blogcu


MUHAMMEDİ HAYAT

• 6/8/2007 - MUZAFFER ARSLAN AĞABEYE RAHMET VESİLESİYLE MAKAMI CENNET OLSUN İNŞAALLAH.

Kategori: nurun fedaileri


 

O Şimdi Hem Muzaffer, Hem de Arslandır !


Geçirdiği rahatsızlık sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden Muzaffer Arslan Ağabey (80), Gaziantep'te toprağa verildi.

Cuma namazı öncesi Ulu Cami'nin avlusunu dolduran binler, Muzaffer Arslan Ağabey için dua etti. Cenaze namazı için cami avlusunda saf tutan kalabalık avluya sığmadı. Cenaze namazını, Ali Akgündüz Hocaefendi kıldırdı. Akgündüz, ehl-i iman için ölümün bir terhis tezkeresi olduğuna dikkat çekti. Akgündüz, "Muzaffer Arslan ağabeyimiz, ömür boyu Allah'a askerlik yaptı. İman ve Kur'an hakikatlerini Türkiye'mizde her tarafa yaymaya çalıştı. Onun ektiği tohumlar sümbüllendi, Türkiye güllük gülistanlık hale geldi. Bu hizmetlerin içinde Muzaffer ağabeyin büyük emeği var. 80 yıllık hayat, Kur'an ve iman yolunda geçti. Cenab-ı Hak, ondan ebediyen razı olsun. Biz, Muzaffer ağabeyimizi mümin, muvahhid, Allah'a kul, Peygamber'e ümmet, Kur'an'a talebe, iman ve Kur'an hakikatlerinin hizmetkarı olarak tanıyoruz. Hakkımız helal olsun. Makamı mekanı cennet olsun." diye konuştu.
Cenaze namazı sonrasında Muzaffer ASLAN Ağabey in dava arkadaşı Mehmet ŞAYLAN, Muzaffer ağabeyin çileli yıllarda Nur Neşriyatı için verdiği mücadeleyi özetledi, ŞAYLAN ağabey konuşmasını " O şimdi, Hem Muzaffer Hemde Arslandır " sözleri ile tamamladı

Muzaffer Arslan'ın cenaze namazına, Bediüzzaman'ın talebelerinden Mehmet FIRINCI, Abdullah YEĞİN ,Mustafa SUNGUR ağabeyler, Mehmet Kırkıncı Hocaefendi ve binlerce dava arkadaşı katıldı. Namazın ardından omuzlarda taşınan Muzaffer ARSLAN ağabeyin naaşı, Gaziantep Asri Mezarlığı'nda Nazım Gökçek Ağabey'in yanında toprağa verildi.





































































Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 17/7/2007 - CANIM DAHİ SANA KURBAN OLACAK!

Kategori: nurun fedaileri

 

“Çekilip nur-u hidayet yine zindan olacak

“Yine fırkat, yine hasret, yine hüsran olacak

“Yine sen, yaş yerine kan akıtıp ağla gözüm

“Çünkü hicran dolu kalbim yerine hicran olacak

***

“Yine göç var diye mecnuna haber verme sakın

“Yine matem, yine zari, yine efgan olacak

“Açılan ol gül-ü tevhid, sararıp solsa gerek

“Kapanıp Kâbe-i irfan, yine viran olacak

***

“Haber aldım ki, yarın yâd olacakmış bize yar

“Ne büyük yâre ki kimler buna derman olacak

“Bu büyük derd ü elemden kime şekva edeyim?

“İşiten nâlemi, hep ben gibi nâlân olacak.

***

“O şifa bahş olan envarını sen çeksen eğer

“Bana kim nur verecek, kim bana Lokman olacak!

“O temiz pâk nefesin, âb-ı hayatı bu çölün

“Onu dûr etme ki her fert ona reyyan olacak

***

“Hele ol nur-u şerifin kime değmişse eğer,

“Küçücük zerre de olsa, meh-i tâban olacak.

“O lütufkâr, o keremkâr eli öptükçe benim

“Bu küçük kalbi hazinim yine handan olacak.

***

“Bab-ı feyzinden ırak olmayı asla çekemem

“Dahi nezrim bu ki canım sana kurban olacak.

“Nazarın erse garip başıma ey nur-u Hüda

“Bugün artık bu hakir bende de umman olacak.

***

“Bu anasır, yüzüne her ne kadar çekse hicap;

“Yine haksın, buna şahid yine Kur’an olacak

“Kab-ı Kavseynden alıp dersimi bildim ki ayân,

“O güzel nur-u bedi, âleme sultan olacak.

***

“Sakınıp Feyz-i bîçareye bahs açma bugün

Yeni baştan, yine şeydâ, yine giryan olacak.”

 

                                                               merhum HASAN FEYZİ AĞABEY'in

                                             üstad bediüzzaman said nursi hazretlerinin denizli'den ayrılışı  

                                             sırasında O'nun mübarek şahsı manevisine yazdığı enfes şiiri.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/7/2007 - HAYATINI NURA FEDA EDENLER

Kategori: nurun fedaileri

 

 

 

 

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/7/2007 - "CEYLAN BEN SENİ DÜNYAYA VERMEYECEĞİM"DİYORDU AZİZ ÜSTADIMIZ.

Kategori: nurun fedaileri

CEYLAN ÇALIŞKAN

Abdülkadir Ceylân Çalışkan l929 yılında Emirdağ'da dünyaya gelmişti.

Babası Mehmed Çalışkan, annesi ise Ayşe Çalışkan'dı.

Küçük yaşta annesini kaybeden Ceylân Çalışkan annesiz, öksüz olarak büyüyordu.

l944'ün yaz sonlarında Emirdağ'a gelen Üstada bütün Çalışkan ailesi yardıma ve hizmete koşmuştu.

Mehmed Çalışkan, oğlu Ceylân'la birlikte Üstada nasıl gittiğini şöyle anlatmaktadır:

"Bir gün Ceylân'la beraber Üstadı ziyarete gitmiştim. Üstad:

"Oğlun mu?'

"Evet.'

"Fırsat düşmüşken çocuğun mektep işini danışayım dedim:

"Efendim, çocuk çalışkan ve zeki, onu yüksek mekteplere vermek istiyorum, ne buyurursunuz?"

"İyi! Zeki ve çalışkan olduğu için evvelâ benden iman dersi alsın, sonra yüksek mektebe devam etsin' diye buyurdu.

"Böyle bir cevap beklememekle beraber, hemen razı oldum. Zaten Üstadın her emrini yerine getirmeye çalışırdık. Ev işlerimizi olduğu gibi, hususî meselelerimizi dahi hep kendisine danışırdık.

"Ceylân'a verdiği ilk ders: Sıdk!

"Buyurdu ki:

"Daima doğru olacaksın. Hiç yalan söylemeyeceksin. Sana bir milyon lira verirler, sen bana ihanet edebilirsin, fakat ismin ebediyyen kötü anılır.'

"Ceylân'ın vazifesi, Üstadın söyleyip kendisinin yazdığı mektupları, sonra eve gelerek daktilo etmektir.

"Üstad, 'Bu usûl zor' demişti. 'Sana on beş günde İslâm yazısını öğreteceğim.' Ve hakikaten öğretti. Nasıl öğretti, hangi usûlü takip etti, bilmiyorum.

"l948 senesinde tevkif edildiğimiz zaman sadece bizim Çalışkan ailesinden altı kişi vardı. Ceylân o zaman l9 yaşlarındaydı. Yani Ceylân genç ve körpe yaşında zindanlara atılmıştı.

"Ceylân'ın askerlik çağı geldiğinde, Üstad onun biraz geç asker olmasını istemişti. Müracaatlarımızı yapamadık ve Ceylân asker oldu.

"Üstadına 'Allaha ısmarladık' diye veda ederken, hakikaten maddi-manevî hastalıklarımızın derin ilmiyle ve derya gibi olan şefkatiyle tedavi eden Nur'ların Müellifi yavruma şu nasihatı vermişti:

'Sen Risale-i Nur'un esaslarını hareketlerinle yaşa!"

"Sonra bir not verdi. Bu notlarda, 'Benim şarktaki dostlarıma ve talebelerime selâm olsun!' diye yazmıştı.

"Ceylân Urfa'ya gidince bunu bir Nakşî şeyhine verince, şeyh kağıdı cebine koymuş. 'Bunu benim için yazmış' demiş.

"Aradan epeyce zaman geçti. Ceylân, usta asker oldu. izin sırası gelince iznini almış, fakat zekâ ve çalışkanlığından dolayı, mükâfat izniyle beraber iki ay! Durumu bana bildirdi, 'Baba, ne yapayım?' diye soruyordu. Tabiî, biz de Üstada sorduk.

"Tamam tamam kardaşım, Ceylân Urfa medresesinde kalsın' diyerek cevap vermişti.

"Biz biraz üzüldük. Aylar sonra çocuğu görecektik, o da olmadı. Tabiî emir Üstadımızındı. Ceylân Urfa medresesinde kalmıştı.

"Bir ara o medreseye polisler gelip Ceylân'ın ifadesini almışlarsa da neticede birşey çıkmadı.

"Nihayet askerliğini bitirdi ve geldi. Bir gece evde kaldıktan sonra ertesi gün, Üstad.

"Bak kardaşım, senin çok evlâdın var; bunu da bana ver' dedi.

"Üstadım, biz Ceylân'ı daha evvel size vermiştik' dedim.

"Böylece, Ceylân yatağını evden toplayıp, Üstadın yanına gitti."

İşte bundan sonra, Ceylân Çalışkan, zekâsıyla, dehasıyla, eşsiz kabiliyetleriyle, asrın sultanına, dâhi-i âzam Üstada talebe, hizmetkâr ve manevî  bir evlât olmuştu-tıpkı kardeşlerinin evlâtları Abdurrahman ve Fuad gibi..

Ceylân'ın Üstadla alâkası pek çok hatıraları bulunmaktadır.. Bunlardan tesbit edebildiklerimi anlatayım:

 

Kavunun başına gelenler

Üstad bir gün kavunun başını kesmiş, içinin yumuşağını kaşıkla yemiş, kalan sert kısmı da "Bunu götürün, teberrüken yiyin" demiş.

Bakraç gibi olan bu kavunu Ceylân bir rafa koymuş, bir-iki gün sonra bu kavunu almış, ipten kulp takmış ve iki katlı evin üst penceresinden, kuyuya sarkıtır gibi aşağıya sarkıtmış, çekmiş, böylece oynamış.

Üstad kavunu ne yaptıklarını Ceylân'a sorduğu zaman, olduğu gibi anlatınca, "Peki," demiş, "Doğru söylediğin için bu sefer sizi affettim."

 

 "Ceylân'ı dünyaya vermeyeceğim

Üstad, Ceylân'dan çok memnundu. "Ceylân kabiliyetli bir genç. Dünya işini de yapar, ahiret işini de. Fakat onu dünyaya vermeyeceğim" derdi.

Bir gün "Ceylân, senin hayatın uhrevîdir. Eğer dünyevî olsa pek azdır!" diyen Üstad, babası Mehmed Çalışkan'a ise, "Bu oğlunun iyiliği, babanın sana ettiği dualarının neticesidir" demişti.

 

Lâtifeler...

Küçük yaşta Üstada manevî bir evlat olan Ceylân Çalışkan, hiçbir kimsenin yapmadığı ve yapamadığı lâtifeleri, şakaları yapmıştı. Yine bunlardan tesbit edebildiklerimi, lâtif lâtifelerini anlatayım:

Üstad bir gün arabada giderken  Ceylân Çalışkan'a radyoyu açtırmış. Mustafa Sungur bu durumu bilmediği için, Ceylân hem radyoyu kapamıyor, hem de gülüyormuş. Mustafa Sungur'un ısrarıyla Ceylân radyoyu kapatınca, Üstad, "Ceylân, radyoyu aç, Sungur da dinlesin!" demiş ve "Kardaşlarım, ben sizin dinlediğiniz gibi dinlemiyorum" diyerek radyodaki hava zerrelerinin vazifeleriyle alâkalı dersler vermiş.

***

Bir meseleden dolayı Ceylân'ın canı sıkılınca, Üstad gönlünü almak için iltifat ederek, "Ceylân, size malta eriği alacağım" deyince, Ceylân, "Üstadım, gönlümüzü mü alıyorsun, yoksa yeni dünya mı alıyorsun?" diyerek mukabele etmiş.

 

"Ben oklava yedim"

üstad bir yanlışlıktan dolayı hiddet edip, küçük kulunç değneği ile vurduktan sonra, "Size baklava alacağım yemeniz için" deyince, "Ben oklava yedim Üstadım" diye, yine üstadı tebessüm ettirmiş.

 

"Nine ihtiyardır"

Bahar günü arabayla kır gezintisi yaparken otlayan koyunların, kuzuların yanından geçerken. Üstad, "Ceylân, sana bir koyun alacağım, bir de nine alacağım. Nine koyunu sağar, sen de sütünü içersin" deyince, Ceylân "Nine ihtiyardır, bu işleri yapamaz Üstadım" diye cevap vermiş.

 

"Zekeriya'nın dolmuşu

"Bir gün babasının yazdığı hasret ve şikâyet mektupları üzerine Zekeriya Kötapçı, Abdullah Yeğin'e hitaben Emirdağ'a, Üstada gelmesi için mektup yazmış. Bunun üzerine Yeğin Urfa'dan kalkıp, Emirdağ'a, Üstadın yanına gelmiş. Üstad hiddet edip, böyle durup dururken niçin geldiğini sorarak hiddet etmiş. Zekeriya Kitapçı'nın mektubu üzerine bu işin olduğunu anlayan Ceylân Çalışkan, zekâsından fışkıran cevabını biraz da argoya sarsarak, hemen cevap vermiş: "Zekeriya'nın dolmuşuna binmiş. Üstadım."

 

"Bir huri bana yeter"

Üstad iman ve Kur'ân hizmetini ehemmiyetini, bu zamandaki fedakârlığı anlatarak, "Size yirmi huri de verilse, yine bu hizmeti terk etmemeniz lâzım deyince, Ceylân Çalışkan yine lâtifesini yapmış: "Üstadım, bir tanesi yeter bana."

l96l yazında Nur talebeleriyle birlikte Ceylân Çalışkan'ı birinci şubede nezarete koymuşlardı. Hadisede mühim bir unsur olan Said Özdemir, elindeki içinde Nur'un matbaa klişeleri, formaları da çantasıyla birlikte, fırsatını bulup firar etmişti. Yirmi üç gün kadar Nur talebeleri nezarette kalınca Ceylân Çalışkan şu mısraları yazmıştı:

"Ağustos'un dördüncü haftası

"Said ve çantası

"Birinci şubeden bırakıp kaçtı

"Başımıza sevaplı belâlar açtı."

Bu şiiri eline alıp okuyan Birinci Şube Müdürü, "Bunu kim yazdı?" diye sormuştu. "İçinizden en eski kimse onunla konuşalım" diyen Birinci Şube Müdürü Muzaffer Yılmaz'a Ceylân Çalışkan, "Eskilere itibar olsa, bit pazarına nur yağardı" diye şaka yapmıştı.

***

Harbiyede sabahleyin kapılar geç açılınca, içerde sıkışıp kalan Ceylân Çalışkan şu lâtifeleri satırları yazmıştı:

"Saat on bire geldi

Yemeğe hâcet kalmadı

Halimize demeye hacet kalmadı

Herkes hacetini içerde görür

Hacetim var demeye hacet kalmadı

Burası bir sivri adadır

Yassıada'ya gitmeye hacet kalmadı."

 

       "Hizmet eyle imana"

Yüksek zekası yanında şiire ve şairliğe de merakı, kabiliyeti olan Ceylân Çalışkan, Hanımlar Rehberi'nin sonundaki "Nurcuların Kasidesi" isimli şiirde askerlerin "Annem, beni yetiştirdi, bu vatana yolladı" marşına bir nazire olarak yazmıştı.

"Annem beni yetiştirdi, bu hizmete yolladı.

Teslim etti risaleyi, Allah'a ısmarladı

Boş oturma çalış dedi, hizmet eyle imana.

Sütüm sana helâl etmem, çalışmazsan Kur'ân'a."

şeklinde yazarak, iki makamda okunan bu marşı, zaman zaman  arabaya aldığı çocuklarla birlikte okurdu. Üstadla kırlara çıktığı günlerde yine bu marşı Nur talebeleri okurlardı.

 

                                                         son şahitler'den

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

muhammedihayat için

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS

siteniz için



Açılış Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |İletişim

Hakkımda

sizleri güller şehri ısparta'mın şirin ilçesi GELENDOST'A bekliyorum. BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

* "Allah îmân edenlerin dostu ve yardımcısıdır;
onları inkâr karanlıklarından kurtarıp
hidâyet nûruna kavuşturur.
İnkâr edenlerin dostu ise tâğutlarıdır;
onları îmân nûrundan mahrum bırakıp
inkâr karanlıklarına sürükler.
İşte onlar Cehennem ateşinin ehlidir,
orada ebediyen kalacaklardır."
'Kur'ân-ı Kerîm-Bakara 257.ci Âyet Meâli.'

.....Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı îmân ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.
.....Hakikî zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız îmândadır ve îmân hakikatleri dairesinde bulunur.
Risale-i Nur Külliyatından

kutlu doğum özel

haberiniz olsun

Son yazılar

yasak hemşerim yasak(!)
Ey bu vatan gençleri!
Dikkat evimizde hırsız var!
m.kemali Peygamber Efendimizle kıyaslayanlara bak.
islamı bunlar temsil etmiyor ki saldırasınız
Bir sağlık mucizesi: Üzüm çekirdeği
Bediüzzaman sükunete önem veriyordu!
eğirdir'de kayıp üç çocuktan biri bulundu.
Sizin ve İslam Aleminin Kutlu Doğum Haftası Hayırlı Olsun...
İşte Atatürk Üzerinden Başörtü Düşmanlığının Böylesi
Gül'lü para olsa hoşunuza gider mi?
Yaşasın! Bahar Geldi!
inönü paralara niye resmini bastırdı?
Ey Nebi
O Erler ki;
Ey sevgili;
Kutlu doğum haftası başlıyor!
kutlu doğum etkinlikleri
Günlük Hayatta Müslümana Yakışan Hasletler
LÜTFEN ÜŞENMEDEN HEPSİNE BAKIN!!!
Çetenin 'kabiliyetsiz' senaristi ! Karikatür
İsteksiz Kılınan Namaz Kabul Olur Mu?
Bilgisayarda bulunması gereken yazılımlar
Hakem Takdirini Kullanır-karikatür
Türk'ün övünç gururu

3D Mekanlar
Google
SabahNNK Risale-i Nur - NURRİS Recados Para Orkut



Farklı Pencerede Aç Recados Para Orkut


Recados Para Orkut


Recados Para Orkut


Recados Para Orkut


www.kitapyurdu.com'dan satın al

çeşitli siteler

http://www.gelendost.pol.tr
http://www.ispartanur.net
http://www.osmanli.org.tr/index.php
http://www.EnSevgili.net
http://www.Resulullah.org
http://www.Bediüzzamansaidnursi.net
http://www.cevaplar.org
http://www.son sahitler.com
http://www.gelendost.bel.tr

Bağlantılar

::TC Kimlik No
::Vergi Kimlik No
::SSK Hizmet Dökümü
::İnternet Vergi Dairesi
::Motorlu Taşıtlar Vergisi
::Telefon Rehberi
::ÖSYM Sınav Sonuçları
::KPSS Sonuçları
::KPDS Sonuçları
::Diğer Sınav Sonuçları
::ÖSYM Sınav Takvimi
::Milli Eğitim Bakanlığı
::Üniversiteler
::Sağlık Bakanlığı
::Emekli Sandığı
::Ssk
::Adalet Bakanlığı
::Emniyet Genel Müdürlüğü
::Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
::Bakanlıklar
::Valilikler
::Belediyeler
::Kaymakamlıkla r
::Silahlı Kuvvetler
::Sivil Toplum
::Elçilik - Konsolosluklar
::Avrupa Birliği
::K.K.T.C.
::Turizm
::Son Depremler

Kategoriler

  • bediuzzaman said nursi
  • bilim-toknoloji
  • cizgilerin dili
  • dinimiz
  • dua
  • gelendost
  • haber
  • Hatira
  • hikaye
  • nurun fedaileri
  • oyun
  • resimlerim
  • sağlık
  • sevgi
  • sevgililer sevgilisine
  • siir
  • tarih
  • yorum
  • Arkadaşlar

    mescidiaksa
    nuryarenleri571
    egirdirhastanesi
    enbiya25
    Ebrar67
    rufeydem
    webaslanlari
    Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:37
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa