bugün demokratik açılıma karşı çıkanlar iktidar olduklarında bakın
nasıl koltuklarında gururla bölücübaşı apoya af tasarısı getiriyorlar
ve karşı çıkan hakiki manada milliyetçileri partiden nasıl ve kimler
ihraç ediyor buyurun tarihi belgelerle o dönemi hafızalarınızda bir
daha tazeleyin.kimseye kasdımız yoktur mesele bu vatanın bölünmez
bütünlüğü ise ve bunu gerçek milliyetçiler yapacaksa geçmişte neden
apoya af tsarısı getirdiler.vicdanlarda sorgulamak lazım değil mi?
Merkez Bankası soyulurken milliyetçiliğinizi o gün neden hatırlamadınız?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 Bütçesi Genel Kurulu'nda
milletvekillerine hitap etti. Başbakan Erdoğan’ın konuşması oldukça
gergin geçti. Muhalefet milletvekillerinin konuşmasına itiraz etmeleri
Başbakan’ı çileden çıkardı. Başbakan Erdoğan, Meclis Başkanı Mehmet Ali
Şahin’e dönerek, ‘Sayın Başkan, siz mi susturursunuz, ben mi
susturayım’ dedi.
Konuşmamın başında bazı tespitleri yapmak istiyorum. Bunları yaparken
de hiç rahatsız olmamak gerekir. Zira bu bir bütçe müzakeresi, gönlümüz
arzu eder ki bütçeyi konuşalım.
Sayın Baykal, Reşadiye saldırısını PKK’nın gerçekleştirdiğini
söyleyemediğimizi ifade etti. Devlet yönetimi bir ciddiyet gerektirir,
devlet ve hükümet aklına estiğini konuşmaz. Tespitlerini yapmadan,
delillerini bulmadan konuşmaz. Zira ülkede bir tane terör örgütü yok.
Terör örgütünün farklı isimlerdeki örgütlerle işbirliği halinde
uyguladığı terörde var. Bunları tespit ederek, açıklamaktır aslolan.
Ve saldırı terör örgütü üstlenmiştir. Burada spekülasyonlara fırsat
vermeden, örgütün üstlendiği gibi, bizlerde aynı şekilde örgütün
propagandasını yapar gibi sürekli ismini zikretmeyi de hiçbir zaman
devlet ciddiyetimizle uygun bulmuyoruz. Milli birlik ve kardeşlik
sürecine yönelik bir sabotajdır.
Daha önceki 7 bütçemizde olduğu gibi 2010 yılı bütçesi de Türkiye’nin
imkanlarını fırsatlarını potansiyellerini azami derecede milletimizin
istifadesine sunan, ülke ve dünya gerçekleriyle örtüşen bir bütçe
olarak yapılmıştır.
İktidar başarılı olmuştur demesini beklemiyorum. Böyle bir şey olduğu
zaman bu koltukların boş kalması lazım. İktidarın ne denli doğru yapıp
yapmadığını, sandıkta milletimizin huzurunda görüyoruz. 4 seçimde
iktidara doğru mu yanlış mı yaptı, değerlendirmesini yapacak. Bütçe
görüşmeleri sadece bütçe rakamlarının analiz edildiği değil, aynı
zamanda ülke gündeminin ele alındığı, yapılanların yapılacakların
teklif edildiği ve önerilerin değerlendirildiği görüşmelerdir.
REKORLAR KIRILIYOR
Türkiye’de rekorlar kırılıyor. Küresel ve bölgesel rekorlar kırıyor. Bu
ülkenin varlıklarının gelirlerinin kaynaklarının yüzde 62,7 lirası dazi
olarak dagatılıyordu. O zaman iktarda CHP DSP VE ANAP vardı.
7 yılda bu oranı kademe kademe oranına düşürdük. Şu anda geldiğimiz
oran yüzde 7 idi. En son cuma gününün rakamı yüde 9,1. Enflasyonuda
yüzde 30’la aldık şuanda 5,5. Sizin zamanınıızda bu ülke 3 haneli
rakamları da gördü.
Bu aradaki fark benim ülkemin büyümesine gelişmesine harcanıyor. Okula
dönüşüyor hastaneye, baraja, emniyete işe aşa dönüşüyor. Türkiye neden
bu kadar yüksek faiz oranları ödemek zorunda kaldı. Ülkemizin faiz
primi yüksek olduğu için faiz oranları yüksekti.
2002 yılında Türkiye’nin risk primi yüzde 7 iken bugun bu oran yüzde
2‘ye indi. Bu oran bile elde ettiği saygınlığın ağırlığın en bariz
göstergesidir. Bu ülke faiz yoluyla ağır bedeller ödedi. Enflasyonla
ağır bedeller ödedi. Bu bedeli bu millet ödedi. Memur, işçi çiftçi
esnaf, ev hanımları ödedi.
O günün gazetelerini hatırlayın bir banka 1 milyar 63 milyon dolar bir
başkası 426 milyon dolar MB’den bu alım yapılıyor. Dolar kuru da 685
bin lira. Dolar hızla yükseliyor. 1 milyon 80 bin liraya çıkıyor. Bu
bankların bir kaç ssat sonra 216 tirilyon lira oluyor. İlk bankanın bir
günkü karı 292 triilyon oluyor.
MERKEZ BANKASI SOYULURKEN NEREDEYDİNİZ?
Bütün bunları , CHP, MHP, DSP’ve ANAP yaşattı. O dönem yaşananlar
Rahşan affına girdi. O zamanki yasalara uygun dendi ve geçiştirildi.
Bu ülkeye revamıydı? Bizi ihanetle suçlayanlara buradan sesleniyorum. Peki bu nedir?
Milliyetçiyim diye ortalarda olaşanalara soruyorum. Bu ülkenin
soyulmasına neden ses çıkarmadınız? Merkez Bankası soyulurken
milliyetçiliğinizi o gün neden hatırlamadınız?
TEĞET GEÇİYOR TEĞET
2001 krizi ülkenin böyle yönetildiği için yaşandı ve ithal çözümler
üretildiğinden yaşandı. Bizi ise kendi projelerimizle çözüyüoruz. Yine
söylüyorum. Teğet geçiyor teğet.
23 milyar dolar borçla devraldık Ödeye ödeye şuanda 8 milyar dolar
borumuz kaldı. Biz masaya adam gibi otururruz. Muhalefet borçlandı biz
ödedik. Sadece ABD’de kriz döneminde 158 banka battı. Türkiye’de bir
banka sıkıntı dahi yaşamadı
SİZİN KİTABINIZDA KARDEŞLİK YOK
Güçlü bankacılığı bu iktidar oluşturdu. Reel faiz ülkemizde yüzde 2,5
bu oran Türkiye tarihinde görülen en düşük orandır. Türkiye terör
belasından kurtulduğu güneydoğuda da gelişmemiz açısından son derece
çok önemlidir.
İnsan milli birlik ve kardeşlik lafına bile saygı duyar. Bu lafı
duyunca bile zıplıyorsunuz. Kitabınızda birlik yok beraberllik
kardeşlik yok .
O
günlerde Merkez Bankasının içini boşaltanlar bugun ülkenin
kardeşiliğini birliğini dert edemezler. O gün IMF den borç almak için
kapıda yatanlar bugün borç edeyen bir ülkeyi sindiremez. Biz inadına
milli birlik inadına kardeşlik diyoruz.
MUHALEFETİ YANIMIZA BEKLERDİK
Sizin hiç evladınız öldü mü? Dersimi istatistik olarak görenler
kendinizi hiç dersimli bir ananın babanın evladın yerine koydunuz. Her
ölüm ölümdür. Hele gençlerin ölümü görmezden gelinemeyecek kadar
acıdır, trajiktir.
Biz ne ekonomiye bir istatistik olarak konusuyoruz ne de sehitleri
istatistik olarak konusuyoruz. Biz sofraya, anaların yüreğine bakarak
konusuyoruz. Böyle bir sürecte muhalefeti yanımızda beklerdik.
Süreci provoke etmek kime ne sağlar. Diyorlar ki ülkeyi bölüyorsunuz.
Hangi adım hangi açılığım başlığı ülkeyi bölüyor. Hangi adıma
alternative ürettiniz. Sonuna kadar dinleme cesareti gösrerin . Umarım
yine bırakıp burden gitmezsiniz.
BAYKAL SABAH BAŞKA AKŞAM BAŞKA
İster Güvenlik güçlerimiz ister bize silah doğrultan vatandaşlarımız
olsun hepsi bizim vatandaşımızdır. Bu söz sizlerin değilmiydi?
Tüm tutuklu ve hükümlüller için kısmı genel af çıkartılarak genel huzur
düzeyi yaratılmalıdır. Kürt vatandaşlarımızın yazılı basın ve medya ile
yayın yapabilme , özle okulların kendi anadilleriyle yayın yapabilme.”
Belgeler burda. “Kürt dil kurumu ile kendi dilleri ile çalışma
yapabilmeli” bütün bunlar CHP Tunceli raporunda var. Bunları bana siz
gönderdiniz. Bunların hepsi CHP’nin Tunceli raporu.
Herhangi bir arkadaşın yaptığı açıklamayı neden bana partininmiş gibi
gösteriyorsunuz? 99 CHP raporu : “Devletin ırkı olmaz devlet tüm alt
kimliklere eşitm esafede durmalıdır. Kürtlerde dahil her lat kimlikten
yurttaşımıza kendi dillerinde eğitim görme olanakları ….”
Sayın Baykal’ı iyi tanıdım sabah başka akşam başka.. Aynı davranışları MHP de yapıyor.
HER SORUN MECLİS’TE ÇÖZÜLÜR
O başka bu başka hangisi doğru bizim yaptığımız doğru. İki tarafın
söylemleri bile hükümetin ne kadar doğru bir yolda olduğunu gösteriyor.
DTP de dağa çıkmaktan bahsediyor MHP de dağa çıkmaktan bahsediyor. Biz
ise kardeşliğin adaletin sesiyiz. Hepinizi buraya siyaset yapmaya
çağırıyoruz. Her türlü sorun mecliste çözülür Bunun yeri burasıdır.
ÇOCUKLARINIZI TV’DEN UZAK TUTUN
Sayın Bahçeli, bana partime hükümetime en ağır lafları bana söyledi.
Ben bunların hiç birini üzerime almadım. Dinleyen çocukların ruh haline
üzülüyorum . Anne ve babalardan Bahceli konusurken televizyondan uzak
tutumalarını tavsiye ediyorum.
Sadece
bir günde 4 katrilyon parar kazanan bankalar oldu. Merkez Bankası’na o
dönemde neredeyse bir enjektör dayandı. Bütün kaynaklar emildi. O
dönemde başkan yardımcısıydınız Bahçeli . O zaman bunları neden
uyarmadınız?
GÜVENLİK GÜÇLERİNE HAKSIZLIK
Teror
liderinin başı size teslim edildi. Öcalanı imralıya kim yerleştirdi.
Tüm muhalefete sesleniyorum, Terörle mücadele edilmiyor diyerek bu
ülkenin askerine polisine korucularına haksızlık insafsızlık
ediyorsunuz. Onların şefkini siz kırıyorsunuz.
TERÖR CEPHESİ SİLAH BIRAKMADIKÇA…
Ben herzaman askerede emniyet teşkilatının ne ihtaycı varsa A’dan Z’ye
yapmaya hazırız demişizdir. Şu anda kandile operasyon yaoılıyorsa bu 5
kasım 2007 nin sonucu ve zaferidir.
Kaçınız Ankara’nın dışına çıkabildiniz. Terör cephesi silahını
bırkamadığı sürece operasyonlara son verilmeyecek. Bİz 81 ilin
tamamında varız. Sİyasetçi olarakta varız. Sivastan öteye
gidebiliyormusunuz? Gittiğiniz yerler belli. Asker nerde polis nerde
AKP orda ama siz yoksunuz.
Türk milleti demek Türkiye’li olmak demektir. Gazi Mustafa Kemal bu konuyu en güzel şekilde ortaya koymuştur.
Burda alt kimlik dediğimde çıldırdınız. Şimdi bunları sizde kullanıyorsunuz. Siz de zamanla öğreneceksiniz.
Genel
Başkan grubuna hakim ol. Siz varya bu mantığınız Atatürk ölene kadar
Türk paralarının resmi öldükten sonra İnönü’nün resmi. Siz busunuz.
PARTİ KAPATMAYA KARŞIYIZ
Biz parti kapatmaya karşıyız .Cezanın tüzel kişilklere özel kişilere
verilmesini uygun buluyoruz. Bu ülkenin Başbakanlarına göbek kaşıyanlar
diyenler sizlersiniz.
Halkın getirdiğini ancak halkın götürebileceğini düşünüyoruz Teröre
övgüde buluna destek olan kişilere bir paye verilemez. AKP olarak her
türlü aykırılığın siyaset içinde tutulmasını uygun görüyoruz.
Biz siyasi hayatımız boyunca sadece milletimizde direktif aldık. Tüm
partiler yüzlerine millete dönmeli. Onları dinlemeli . Asla ümitsiz
değiliz.
DAHA FAZLA BEDELE TAHAMMÜLÜMÜZ YOK
Nasıl tahrikler yapılacağını göze alarak çıktık. Terörden
nemalananların bu süreci uzatmak için neler yapacağını bilerek ve
bunlara boyun eğmeyeceğmizi düşünerek yola çıktık .
Daha fazla bedelin ödenmesine tahammulumuz olamaz. Biz bu milleti
terörün akıttığı kan ile beslenenlere vampirlere teslim etmeyeceğiz.
İnadına demokrasi ,açılım, birlik kardeşlik diyoruz .
Gençlerin kanı üzerinden maddi ya da manevi rant devşirenler var. Biz
bütün bunları karsımıza alarak çıktık. Hortumları kesilenler duvar gibi
bu sürecin önende duracaklar . Ama biz bunları kararlılıkla defedeceğiz.
BAYKAL'DAN ERDOĞAN'A YANIT
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bütçe
konuşmasını, “Yazık... Çürüyen bir iktidardan Başbakan manzarası”
sözleriyle değerlendirdi.
Genel Kurul toplantısının ardından TBMM'deki odasında gazetecilerle
sohbet eden Baykal, hiçbir Türk vatandaşının böyle bir Başbakan
manzarasından mutlu olduğunu düşünmediğini belirterek, şöyle konuştu:
“Yaşanan sorunların altında nasıl bir başbakanlık anlayışının yattığı
bu vesileyle görüldü. Yazık... Çürüyen bir iktidardan başbakan
manzarası. Bu onun anlayışını ortaya koyuyor. Meclis Başkanına 'sen mi
susturacaksın, ben mi susturacağım?' diyor. Meclis Başkanı
parlamentonun, Başbakan iktidarın temsilcisi. Başbakan, Meclis
Başkanına 'sen mi yapacaksın, ben mi yapacağım?' diyor. Kendisinde
birilerini susturma yetkisini, hakkını var sayıyor olması, kuvvetler
ayrılığı ilkesine tamamen aykırı. Tam bir 'Ali kıran baş kesen' tavrı.”
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından, “Türk milleti sözünün anayasadan
çıkarılmasına yönelik değişikliğin arkasında olduğunun çok açık olarak
görüldüğünü” savunan Baykal, “Başbakanın gösterdiği raporların
hiçbirisinin CHP'nin yetkili organlarının görevlendirilmesiyle
oluşmadığını” da kaydetti.
Deniz Baykal, şöyle devam etti:
“CHP'nin bu konulardaki resmi politikası 1989 yılındaki raporunda çok
net şekilde ortadadır, daha sonra 2008 programındadır. Resmi
raporlardır. Bir raporunun resmi rapor olabilmesi için önce parti
yetkili organlarının öyle bir rapor hazırlanması görevi vermesi lazım.
Kimlerin hazırlayacağını belirlemesi lazım. Hazırlanan raporu görüp
benimsemesi lazım. Bunlar ortaya çıkınca o rapor parti raporudur. Her
partide bir sürü insan görüş söyler, teklif yapar. Bizi bağlayan iki
temel rapor var. Biri 1989 raporu, ki SHP zamanında hazırlanan
rapordur. CHP, SHP döneminde hazırlanan raporu sahiplenmiştir. Diğeri
de 2008 programımızı yeniden şekillendirdik. CHP'nin bu programı
ortadadır. Bu raporda da CHP'nin görüşü çok net bir şekilde ortaya
konulmuştur.
Nedir anlayışımız: Etnik kimliğe saygı temeldir. Devleti bu işe sokmama
kararlılığımız 20 yıldan bu yana sürüyor. Devlet, vatandaşlarının etnik
kimlikleri konusunda faaliyet yapmamalıdır. Bunlar sivil toplum
çerçevesinde yapılmalıdır. Hiçbir zaman milli eğitimin içine etnik
anlayış, etnik dil sokulmamalıdır. Biz devleti bu işin dışında
tutuyoruz. Bizim çizgimiz bu. Ama görüyorum ki Başbakan, Anayasadan
Türk milleti sözünü çıkarma konusunda kararlıdır, bu sahiplenilmiştir.
Milli eğitime etnik dil taşıma konusundaki politikası da sahiplendiği
politikadır. Böyle bir angajmanını görüyorum. Bunu bizden medet umarak
meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu mümkün değildir.”
Danıştay'dan anlaşılmaz içki kararı
Danıştay 13. Dairesi'nin aldığı kararla birlikte alkollü içkilerin
kavun ve balık gibi gıda maddeleriyle ilişkilendirilerek reklâmı
yapılabilecek.
Danıştay 13. Dairesi, sigara ve alkol üreticilerini sevindirdi.
Danıştay, reklamlarda alkollü içkinin kültürel ve ortak değerlerle
ilişkilendirilmesini yasaklayan tebliğ hükümlerinin yürütmesini
durdurdu.
İçkinin kavun, balık gibi diğer gıda maddeleriyle tanıtımına izin
verdi. 13. Daire, aldığı başka bir kararla da sigara paketlerinin
üzerinde yer alacak uyarı yüzeyini yüzde altmış beşten yüzde kırka
düşürdü. Buna göre sigara paketleri üzerindeki uyarı yazı ve resimleri
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (TAPDK) kararının aksine
çok daha küçük bir şekilde yer alacak.
Zaman
Jandarma Er Onbaşı Fatih Yonca 10 gün önce izine geldiğinde annesine
'Şafak 87 anne' diyerek sarıldı, izninin ardından birliğine döndü...
Döndüğü gün Tokat'ta pusuya düşürüldü, şehit oldu... Annesi, babası,
kardeşleri yıkıldı...
Şehit Jandarma Onbaşı Fatih Yonca askerlik boyunca aldığı maaşı
ailesine gönderiyordu... Ailesine bakmayı birgün bile ihmal etmedi...
Yonca ailesinin sıvasız, kapısı naylonla kapatılmış evinde göze çarpan
ayrıntı ise devletin yaptığı kömür yardımlarıydı...
sahte kahramanlar iş başında vatanseverler sözde irtica ile işinden oluyor
Gül'ün onayı bile alınmadı
YAŞ'ın önceki gün yapılan toplantısında TSK mensubu iki astsubay ihraç
edildi. İhraç kararına Erdoğan 'muhalefet şerhi' koymakla yetinirken,
Gül'ün onayı bile alınmadı.
Yüksek Askerî Şûra'nın önceki gün yapılan toplantısında Türk Silahlı
Kuvvetleri (TSK) mensubu iki astsubay ihraç edildi. Ancak bu kararın
altında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayının olmadığı ortaya çıktı.
Alınan bilgilere göre astsubayların ihraçlarıyla ilgili kararlar,
Yüksek Askerî Şûra toplantılarında oylama yapılarak alınıyor ve Çankaya
Köşkü'nün onayına gerek duyulmadan yürürlüğe konuluyor. YAŞ'ın önceki
günkü toplantısında iki astsubayın TSK'nın temel yapısını ve disiplini
bozacak şekilde, irticai tutum ve davranışları tespit edildiği
gerekçesiyle ihraç edilmeleri istendi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve
Milli Savunma Bakanı, ihraç kararına 'muhalefet şerhi' koydu. Toplantı
sonrasında Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, "2
personelin Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ayrılmasına oyçokluğuyla karar
verilmiştir." ifadesine yer verildi. Ancak ihraç edilmesine karar
verilen personel, subay olmadığı için haklarında alınan onay için
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e sunulmadı.
Bu arada 'irtica' gerekçesiyle ihraç kararına sivil toplum
örgütlerinden tepki geldi. Özgür-Der, YAŞ kararlarının yargı denetimine
kapalı olduğuna işaret ederek şu görüşleri savundu: "Ne ilginçtir ki,
personelinin dinî duyarlılığı hususunda müthiş duyarlı davranan TSK,
darbecilik konusunda alabildiğine hoşgörülü, müşfik ve sevecendir.
Cunta faaliyetleri nedeniyle bugüne dek onlarca personeli yakalanıp
tutuklanmasına rağmen TSK, bu cuntalarla irtibatlı olduğu iddiasıyla
tek bir kişiyi dahi bünyesinden uzaklaştırma gereği duymadı."