Türkiye için heyecan verici haber
ASELSAN, insansız sistemlerde dünya liderliğine koşuyor.
İnsansız sistemleri ana faaliyet alanlarından birisi olarak belirleyen
ASELSAN, uluslararası İnsansız Araçlar Yarışması MAGIC-2010'da dünya
çapında ilk 10 takım arasına girmeyi başardı ve 50 bin dolarlık ödül
kazandı.
AA muhabirinin ASELSAN yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Avustralya
ve Amerika Savunma Bakanlığı organizasyonları tarafından ortaklaşa
düzenlenen yarışma için ASELSAN'ın takım liderliğinde bir ekip
oluşturuldu. ''Kapadokya'' adı verilen ekipte, Bilkent, Boğaziçi ve
Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile Amerika'dan Ohio State Üniversitesi
yer aldı.
Yeni nesil otonom insansız kara araçlarının geliştirilmesine öncülük
eden yarışma, akıllı robotların insan müdahalesi olmadan, birbirleriyle
haberleşerek bilinmeyen bir kentsel alanda keşif-gözetleme-istihbarat
yapmasını, alanda bulunan tehlikeli maddeler ile düşman veya
teröristlerin etkisiz hale getirilmesini sınırlı bir sürede
gerçekleştirmeyi amaçlıyor.
Finalist robotlar ve takımları, 8-13 Kasım 2010 tarihinde Avustralya'da
Adelaide kentinde yarışacak. Bu yarışmayı kazanan takım ise 750 bin
dolarlık ödülün sahibi olacak.
MAGIC 2010'un, insansız araçlar alanında dünyanın en güçlü firmaları ve
en başarılı üniversitelerinin katıldığı bir yarışma olduğunu ifade eden
yetkililer, yarışmada ilk 10'a kalan takımların Türkiye ile birlikte
ABD, Avustralya, Japonya ve Kanada'dan oluştuğunu belirttiler.
Yetkililer, ASELSAN'ın, uluslararası alanda birçok yeni projenin de
önünü açması beklenen bu yarışmadaki iddiasıyla Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin envanterine de benzer akıllı robotları kazandırmayı
hedeflediğini kaydettiler.
İnsansız sistemlerin savunma ve güvenlik alanındaki yerinin her geçen
arttığına işaret eden yetkililer, özellikle keşif, gözetleme,
istihbarat, savunma ve lojistik destek gibi faaliyetlerin hızlı ve
etkin bir şekilde ve personel kaybı vermeden yürütmek üzere kendi
kendine karar verebilen insansız sistemlere ihtiyaç duyulduğunu ifade
ettiler.
İnsanlar için rutin zor veya tehlikeli işleri gerçekleştirebilmeleri,
görevin icrası sırasında korkma, çekinme ve yorulma gibi unsurlardan
etkilenmemeleri nedeniyle insansız sistemlerin tercih edildiğini
belirten yetkililer, ABD'nin 2015 yılına kadar ordusundaki ilgili
unsurların üçte birini insansız yapma hedefi koyduğunu kaydettiler.
ASELSAN'IN ROBOTLARI
ASELSAN'da insansız sistemlere, ''kendi kendine karar verme yeteneği''
kazandırma çalışmaları sürdürülüyor. İnsansız sistemler konusunda
TSK'nın dışa bağımlılığını en aza indirecek ürün ve sistemleri
tasarlamayı ve geliştirmeyi ana faaliyet alanlarından biri olarak
belirleyen ASELSAN, geleceğin savaş alanlarında yaygın bir şekilde
kullanılacak robotlar üzerinde çalışmalarını yoğun bir şekilde
sürdürüyor.
ASELSAN'ın üzerinde çalıştığı insansız sistemlerle ilgili 4 ana proje
çalışması bulunuyor. Bunlardan bir tanesi ''İzci'' aracı. Özellikle
sınır güvenliğinin sağlanması, keşif, gözetleme ve lojistik hizmetlerde
kullanılması amacıyla tasarlanan ''İzci'', uzaktan komuta edilebiliyor.
Gece ve gündüz çevre gözetlemesi yapabilen, üzerine silah monte
edilebilen ve topladığı verileri merkeze iletebilen İzci aracına,
otomatik insan tanıma ve otomatik hedef takibi gibi yeteneklerin
kazandırılması için çalışmalar yapılıyor.
GEZGİN
ASELSAN tarafından üzerinde çalışma yürütülen diğer insansız kara aracı
Gezgin, uzak mesafeden savunma ve gözetleme yapabilmesi için
tasarlanıyor. Paletli yapısıyla küçük bir tankı andıran Gezgin'de,
dünyada henüz yeni geliştirilmekte olan insansız araçlarda uzaktan
kablosuz silah kullanımını sağlayacak teknolojiler deneniyor.
Aracın üzerine yerleştirilebilecek robot kol, termal gözetleme ve lazer
hedef işaretleme sistemleri ile tehlikeli görevler, uzaktan yerine
getirilebilecek.
KAŞİF
ASELSAN'ın üzerinde çalıştığı bir diğer insansız sistem ise birliklerin
keşif gözetleme yeteneğini kilometrelerce uzağa taşıyabilecek olan ve
''Kaşif'' adı verilen balonlu keşif gözetleme sistemi. Bu sistem, yere
sabitlenen balon üzerine yerleştirilerek, gece ve gündüz yüksek
irtifadan hareketleri tespit edebilecek.
Kaşif, karakol gibi yerleşik alanlarda tepe arkalarını ve çevreyi
gözetleyerek otomatik hareket tespiti yapabilecek ve gerektiğinde bu
görüntüleri ve olası hedeflerin koordinatlarını diğer insansız
sistemlere iletebilecek.
DENİZCİ
ASELSAN, liman ve boğazlarda keşif, gözetleme ve istihbarat gibi
görevleri yapması için de ''Denizci''yi tasarlıyor. Uzaktan kontrol
edilebilen insansız su üstü aracı ''Denizci'', hedefe ulaştığında
üzerinde yer alan sonar, radar, termal kamera gibi cihazlarla elde
ettiği verileri komuta merkezine aktarabilecek.
Ümit Burnu'nun keşfi denince, akla Vasco Da Gama gelir. Halbuki Ümit Burnu'nu dolaşıp Hindistan'a giden yolu Müslümanlar çok daha önceden biliyorlardı. Vasco Da Gama'ya Hindistan yolunda rehberlik yapan "Kitabu'l- Fewaid" eseriyle tanınmış, Arap coğrafya bilgini İbni Macid idi. Nasıl Çinlilerin, Türklerin kullandığı matbaa, onlardan öğrenen Alman Gutenberg'e mal edilmişse, Ümit Burnu'nun keşfi de bir diğer Avrupalı Vasco Da Gama'ya mal edilmiştir.
Vasco Da Gama'ya mal edilen bu keşifte şeytanın aklının alamayacağı şöyle bir sahtekârlık bulunmaktadır. İbni Macid'in rehberliğinde Ümit Burnu'nu dolaşıp Atlantik'ten Hint Okyanusu'na geçen Vasco Da Gama, Mozambik kıyılarına geldi. Burada Arap asıllı İbrahim, Şirazi Sultanı olarak yerli kavimleri hakimiyetleri altına almıştı. Sultan İbrahim, Mozambik'e gelen denizcileri herhangi bir millete benzetemedi; fakat Osmanlı denizcileri olabileceklerini tahmin etti; zaten Portekiz adında bir devlet duymamıştı. Fuad Carım'ın "Türklerin Denizciliği" kitabından öğrendiğimize göre (Sayfa 76 ve devamı) olay şöyle cereyan etmiş, Fuad Carım da bunu Portekizli tarihçi Fernoo Lopes de Costanheda'nın kitabından tercüme etmiş.
Dünyada gıpta ile bakılan İslam devletinin denizcilerini ülkesinde misafir etmekten Sultan İbrahim büyük mutluluk duydu. Yakınlığını belli etmek için Nicolau Coelho'nun kaptanı olduğu gemiyi gezerken Osmanlı Devleti'nin tebaasını limanında görmekten çok memnun olduğunu söyledi. Yanlışlığı fark eden Coelho, Osmanlı olmadıklarını belirtmedi. Sultan bunlara pek çok hediye sunduktan sonra başkaptan olan Vasco Da Gama'yı sarayında kabul etti. Konuşma esnasında Sultan, Vasco Da Gama'ya direkt Türkiye'den mi, yoksa değişik ülkeleri dolaşarak mı geldiğini sordu. Vasco Da Gama net bir cevap vermeden soruyu geçiştirdi. Sultan İbrahim nezaketsizlik olmaması için üzerine gitmedi. Sohbet esnasında Vasco Da Gama, Hindistan'a gitmek zorunda olduğunu, bu denizi iyi bilen iki rehbere ihtiyacı bulunduğunu söyledi. Osmanlı'ya hizmetten şeref duyan Sultan İbrahim, rehberlik yapmaları için iki Arap denizciyi görevlendirdi.
Rehberlerden biri gemiye girince, bunların Müslüman olmadığını anladı; hemen Sultan İbrahim'e bildirdi. Sinirlenen Sultan onları tevkif ettirmek istediyse de Vasco Da Gama, diğer Arap rehberi cebren yanında tutarak 7 Mart 1498 günü demir aldı. Mütevazı Şirazi sultanlığında yaşayan coğrafya ve matematik bilgini İbni Macid'in adını kimse bilmez; fakat Ümit Burnu denince akla kaşifi olarak Vasco Da Gama gelir; tabii sahtekârlığını gizlemeyi de ihmal ederler.
İlmi konularda Batılıların pek çok sabıkası vardır. Rahmetli Ali İhsan Yurd ağabeyimiz gerçek bir Akşemseddin uzmanıydı. Yaptığı çalışmada Akşemseddin Hazretleri'nin sadece mutasavvıf değil, devrinin en iyi hekimi olduğunu, tıp tarihinde ilk defa mikrop konusunu ileri sürdüğünü, hastalıkların da pek çoğunun bu yolla bulaştığını okuyoruz. Ondan yüz yıl sonra İtalyan hekim Fracastar aynı şeyi tekrarladı. Daha sonra da Lee Uween Hoeh'in mikrobu bulduğu, botanikçi Von Linne'nin de tıp kitaplarında yer alıyor. Bu üç Avrupalının tıp literatüründe adlarının geçmesi, Akşemseddin'in geçmemesi bize bir sorumluluk yüklemiyor mu?
Kuduz mikrobunu ve aşısını bulan Pasteur, lise öğrencilerine okutulurken çiçek aşısını bulmakla insanlığı büyük bir afetten kurtaran Akşemseddin'den okullarda söz edilmemesini nasıl izah edebiliriz? Sadece basit bir ihmal mi? Yoksa İbni Macid'i silip Vasco Da Gama'yı öne çıkaran Batı'nınkinden başka kültür ve medeniyet olmadığını zihinlere çakmak projesinin bir uzantısı mı?
Teknolojiye paralel günümüzde giderek yaygınlaşan internet bağımlılığı çılgın boyutlara vardı ve adeta hastalık halini almak üzere...
Bu durumun farkında olan bir grup terapist de ABD'nin Washington eyaletinde bir merkez kurdu. Ülkede bir ilke imza atmış olan Restart isimli bu merkez, " İnternet bağımlılığını tedavi etme programı" adı altında 45 gün boyunca müşterilerine internet bağımlılığını bıraktırmayı hedefliyor.
Programa katılanlardan Ben Alexander, "İnternet başında fazla vakit geçirmekten dolayı artık hiçbir şeyden zevk almıyorum. Uyku düzenim bozuldu, ailemi ve arkadaşlarımı ihmal etmeye başladım. Hayatımın eski haline dönmesi için bu programa katıldım. Umarım faydalı olur" diye konuştu.
Ücreti 14 bin 500 dolar olan bu programın insanların internet bağımlılığına çare olup olmayacağı ise merak konusu. (sabah)
Bilgisayarınızla birlikte verilerinizi de satmayın
Yeni bir bilgisayara sahip olduktan sonra eskisini çöpe atmak isteyeceksiniz. Bu herhangi bir kişisel veri , belge ya da fotoğraf kalmaması için eski hard diskinizi boşaltmak anlamına geliyor.
BBC Focus'ta yer alan habere göre, öncelikle verilenizi yeni bilgisayarınıza nakledin. Eğer CD ya da DVD writer'ınız varsa, verileri disklere yazın. Fotoğraf ya da video gibi büyük dosyalarınız varsa, USB stick ya da harici hard diske sahip olmak daha iyi olacak. Herşeyinizi buna kopyalayabilirsiniz. Verilerinizi online hizmetlere yedeklemek çok uzun zaman alacağından, bunu sadece küçük dosyalarınız için uygulayabilirsiniz. Şimdi bu hükümet sırlarını yok etmenin zamanı. Bunun için 3 seçeneğiniz bulunuyor:
Sürücüyü silmek: Sadece yeniden formatlamak bu işlemi yapmaz, bu verilerin kendisini değil, indexi siler. Mac'i OS X sistem diski ile önyükleme yapmak, hükümet güvenlik standartlarının üzerine kaydetme sçeneklerin yeniden formatlanmasına izin verecektir. Windows XP için birçoğu online olarak bulunabilen özel bir araç gerekiyor.
Sürücüyü saklayın: Eski bilgisayarınızın hard diskini çıkarın ve yeni bilgisayara bağlayın. Bu şekilde tüm verileriniz yeni bilgisayarınıza aktarılır. Ayrıca bu yöntem daha fazla kapasite eklemenin yoludur.
Fiziksel olarak hard diskinizi yok edin: bilgisayarınızın fişini çekin, yere koyun. Açın,sürücü bağlantısını kesin ve sürücüyü çıkarın, güvenlik gözlüğü takarak çekiçle defalarca vurun.
Cep telefonunuzun hangi fabrikada üretildiğini ve kalitesini, saglığınızı olumsuz etkileyip etkilemediğini öğrenmek istiyorsanız; *#06# yazınız. Anında telefonunuzun seri numarasi ekranınızda belirecektir. Bu 15 haneli bir sayıdır. Yedincive sekizinci rakamlara bakınız.
Phone serial no. xxxxxx??xxxxxxx
Eğer yedinci ve sekizinci rakamlar 13 ise cep telefonunuz Azerbaycan 'da bir fabrikada üretilmiştir. Verdiğiniz paraya yazık olmuş. (aşırı kötü ve ayrıca sağlığınıza çok zararlı)
Eğer yedinci ve sekizinci rakamlar 02 veya 20 ise demek sizin cep telefonunuz Birleşik Arap Emirliği'nde bir fabrikada üretilmiş. (çok kötü )
Eğer yedinci ve sekizinci rakamlar 08 veya 80 ise, telefonunuz Almanya'da bir fabrikada üretildi (iyi)
Eğer yedinci ve sekizinci rakamlar 01 veya 10 ise demek sizin cep telefonunuz Finlandiya'da bir fabrikada üretilmis (çok iyi ) Şayet yedici ve sekizinci rakamlar 00 ise demek sizin cep telefonunuz Orjinal fabrikasında üretilmiştir. Harika. (tercih edilen)